Tarih Öncesi Köpekler Havlıyor

Bugüne değin genelde ilk beliren özelliğiyle, erotik yüküyle anılmış ve hatta bizzat Cemal Süreya, bir röportajında “Erotik bir şiirdir benimki. Sanırım en belirgin özelliği budur.” demiş olsa da, ‘sanırım’ çekincesine güvenerek, bir de yas ile yadsımanın bağını bilerek şunu söyleyeceğim: onun şiiri temelde bir yas şiiridir ve bu yas, Cemalettin Seber adlı çocuğun 1931 yılında Erzincan’daki doğumundan çok önce başlamıştır. Erotik şiir olarak kabul edilmesi yine de rastlantı değildir. Zira tarihten biliyoruz ki, bu şiirin içinde devindiği dilin köken aldığı topraklarda, Orta Asya bozkırlarında yine bu dili konuşan insanlar nişanlılarını yas törenlerinde seçmişlerdir…

Zira ruhbilimden biliyoruz ki, “kalbindeki kuş ölmüş” olan çocuklar baş edemedikleri acıyı, kahkahayla da karşılarlar. O çocuk büyür (mü?). Şair olur. Bu tersine-çevrimi, yasın püskürtülüp derinlere gömülmesini, erosa dönüşümünü, tarihten ve ruhbilimden öğrendiklerimizi, şair sezgisiyle ve bir yazgı sorunu olarak kavrar. Cemal Süreya, kendi şiirine içkin olan ölüm ile cinsel tutku, yas ile eros arasındaki diyalektik bütünlüğü, elbette kültüre yönelik yeğin dikkatiyle sezmiştir.